Hayatı
eserleri :
 Roman
 Düşünce
 Gazete Yazıları
şiirler :
 Şiir Kitapları
 Kendi Sesinden Şiirler
okur bölümü :
 Okurlardan Mektuplar
 Mesaj Gönderme Formu
 H. İsmail'in Aylık Mesajı
Soru Cevap Bölümü
 Site Haritası
linkler :
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan Hekimoğlu İsmail'in kitaplarına ulaşabilirsiniz.












  
 

Hekimoğlu İsmail

  Ufacıktım ufacıcıktım. Fakat neyin ne olduğunu anlayabilecek kadar büyümüş sayılırdım. Berrak bir beyne sahip olduğumu söylerdi ailem ve hocalarım. "Berrak"ı kirletmek bana yakışmaz, diye düşünüverdiğim anlar olduğu için "şükür denizi"nde yürümek nasip oldu. Bin şükür Rabbime. 
Büyümekten korktuğum yıllarda büyücek hayallerim vardı. Okumak ve yazmak. Çok okumadan yazılmazdı. Bunu öğrendim önce. 
       Elime iki kitap tutuşturdu öğretmenim İbrahim Küçüktığlı. "Okuduklarını anlayabilecek düzeye geldin" dediğinde sevinmiştim. Kitapları okşayarak aldım. Ali Ulvi Kurucu rahmetlinin Gümüş Tel ve Alevler isimli şiir kitabıydı biri. Diğeri ise, Hekimoğlu İsmail'in Minyeli Abdullah romanı. Kısa sürede okumuştum kitapları. Temele konulan sağlam bir harç gibi geldi bana kitaplar. Nasıl da büyüdük anlamadım. Gelişmemizde rolü olan "faideli yazarlar"ı, daha net tanımış, onların yazılarıyla arkadaş olmuştum. İyi arkadaşlar edindim hep. 
       "Hiç yazar gördün mü?" diye sormuştu hocam rahmetli Erdal Tekelioğlu. "Görmedim" deyişimin üçüncü günü merhum Necip Fazıl'ı konferansında karşımda buluverdim. Sonra merhum Ahmet Kabaklı, sonra Şule Yüksel Şenler, sonra Sami Arslan. Bu yazarlarımız hiç tanımadıkları gençlerin "ruhlarını" okşamasını bildiler. Vardılar, varlar, var olacaklar. 
Ya Hekimoğlu İsmail. Gönüllere saklandığı için onu görmek nasip olmamıştı. Belki de hiç olmayacaktı. Ben böyle karamsar olabilirdim bazen. Ümitvar olmak lâzımmış. Bunu tez anladım. 
        10 yıl oluyor. Çok hasta olduğunu duyduğum öğretmenimi ziyaret etmek maksadıyla Merzifon'a gitmiştim. Hocam kalkamayacak kadar güçsüzdü. Ben görünce (Biz demem. Vefasızları yanıma almış olurum) doğrulabildi. Duygularına ortak olabildiğim için kendimi bahtiyar hissettim. Ertesi günü, "büyük yazar" belediye konferans salonunda konuşma yapacakmış. Hanımı "Hoca'yı da götür evlâdım" dedi. Bismillah, kalktık gittik. Gençlik yıllarımın aziz hatıralarından biri olan Hekimoğlu İsmail bey idi konuşan. Buralarda tanımak bana (bize) bir "ihsan", tanınmak Hekimoğlu'na belki de sevap. Dualarla alkışladık onu. 
"Ayna tutmuştu Hekimoğlu İsmail. Şehir yerinden oynamış, sokaklarda o konuşuluyordu." Ona "gönül aynasından seyretmek düşmüştü." 
Yıllar acımasız geçiyor. 
       Geçen yıl Hekimoğlu İsmail'in hastaneye kaldırıldığını okudum gazetelerde. O an maziyi canlandırdım. Cihan Haber Ajansı'ndan bir dost, güzel insanın felç geçirdiğini söylediğinde yazdığı gazeteye bakakaldım. Üzüntümü tarif edemem. Hemen duaya sarıldım. Sonra duydum ki her okuru duaya durmuş. 
       Birkaç hafta önce gazetemizde tam sayfa röportaj yapılmıştı Hekimoğlu İsmail ile. Sevenleri evlerinin bir köşesine astı o sayfayı. Teşekkürler gazetemiz içindi ve çuvallara sığamayacak kadar çoktu. 
"Yazılarına kavuştuk" diye sevinenlerin sevinçlerini görmenizi isterdim. 
"İnsan, kader denilen trene binmiştir" diyor yazısında Hekimoğlu. (Zaman, 2 Ağustos 2002) 
       Ben de haddim olmayarak diyorum ki; "Siz de dua ile yaşayanlar trenine binmiş, ilâhi manzaralar" içerisinde yer alıyorsunuz Hekimoğlu Ağabey!" 
"Dede" değil, "amca" değil; ağabey: Gönüllerde yaşayan hayırlı insanlar hep delikanlı kalırlar. Yaşlanmazlar ve ölmezler! 


                                                 
NURDAN TOPOĞLU  / VAKİT GAZETESİ

 
 

 www.hekimogluismail.com

 Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
hekimogluismail.com  / 2002
webmaster@hekimogluismail.com