|
Felç olalı üç sene geçti. Bugün üçüncü yıl
dönümü. Elhamdülillah, hastalıkların elemi
gitti, sevabı kaldı diye inanıyorum. Derdi veren
Allah, şifasını da veriyor. Müslüman için hiç
zarar yok. Mümin ölürse cennete gider, kalırsa
ibadet eder. Müslüman için hiç zarar yok. Ölse
de kalsa da kâr. Kâr üstüne kâr.
Hastalığımın üzerinden üç sene geçti. Üç senedir
felç olduğum için oturuyorum, yatıyorum. Böyle
de günler geçiyor. Asr suresinde Allah celle
celalühü mealen buyuruyor ki, sabredenler, hakkı
tavsiye edenler kurtuldular, diğerleri hüsrana
düştü.
Allah’tan gelene razı olmak. “Allah verdi, baş
üstüne” demek.
İnsanlık Adem aleyhisselamla başlamıştır. Adem
aleyhisselamdan bu yana pek çok insan çeşitli
hastalıklara maruz kalmış, hatta sakatlanmış,
yaralar almış; ya iyileşmiş veyahut o dertlerin
mükafatını almak için ahirete gitmiş.
Şurası da çok önemli ki, başımıza gelen her
hadise ikaz-ı ilahidir. Yani bu hastalıkla, bu
hastalığı Allah bana vermekle benden ne istiyor?
Nasıl hareket etmemi istiyor? İşte inşallah bu noktayı araştıracağım.
Tamam, bir sene hasta yattım. Bu hastalıkla
acaba Allah benden ne istiyordu? Tefsirlere
bakacağım, hadislere bakacağım, gerekirse
istihareye de yatacağım. Ve marziyat-ı ilahiyeyi
yani Allah’ın razı olacağı noktayı aramaya,
bulmaya çalışacağım. Tabi genel manada sünnet-i
seniyyeye ittiba etmek, sünnet-i seniyyeye uygun
yaşamak, rıza-yı ilahiye uygun en güzel haldir.
Ben de niyet ediyorum ki kati olarak, sünnet-i seniyyeye ittiba
edeceğim. Sünnet-i seniyye dairesinde
yaşayacağım inşallah, Allah nasip ederse.
Ben bu hastalıkla da kati olarak anladım ki,
hiçbir şey benim malım değil. Elim, dedim;
ayağım, dedim. Elim ayağım benim olsaydı felç
olmazdı. Felç oldum, elim oynamıyor, ayağım
kımıldamıyor. Demek ki onlar bana emaneten
verilmiş. Bu organları bana emaneten veren
Allah, benden ne istiyor? Tabi ilmihal
kitaplarında, Kur’an’da, hadislerde Allah’ın
bizden ne istediği açık açık yazılıdır. Ama
onlara tekrar tekrar bakmam lazım. Tekrar tekrar
onları okumam lazım. Tekrar tekrar rıza-yı
ilahiyi aramam lazım.
Ve bütün bu olumsuz hallerin sevabımızı
arttıracağına iman ediyoruz. Ve sabırla
şükrediyoruz. Elhamdülillah ala külli hal sival-küfri
ved-dalal. Yani her hale elhamdülillah, küfür ve
dalalet hariç. Elhamdülillah ala külli hal. Her
hale elhamdülillah. Öyle efendim, elhamdülillah.
Ne güzel hamd etmek.
Şu anda da hastayım tabi. İşte Sait kardeş
soruyor, ben de anlatıyorum; yazıyor, bu
yazdıkları kitaplara, makalelere intikal ediyor.
Yani “Hastalandım her şey bitti tükendi” demedik
elhamdülillah. Allah nasip etti, Sait kardeş
gibi de bir hayırlı insanı bize yardımcı
gönderdi. Böylece hem okuyoruz, hem yazıyoruz.
Yani ben söylüyorum, o yazıyor. O okuyor, ben
dinliyorum. Böylece birbirimizi tamamlamış
oluyoruz. Elhamdülillah. Allah her şeyde bir
hayır yaratmıştır. Onlara dikkat etmekte çok
büyük faydalar vardır.
Allah hepinize sıhhat ve afiyet versin.
Hastalara şifa, dertlilere deva versin.
Allah’a emanet olun.
03.02.2005
Hekimoğlu İsmail |