|
İman,
insanı insan eden en önemli unsurlardan biri.
Kainatta dünyanın, dünyada insanın önemi neyse,
insanda da imanın yeri o kadar önemli.
Hayatını iman esaslarına hizmete adayan Minyeli
Abdullah’ın yazarı Hekimoğlu İsmail,
hastalığında da sağlığında olduğu gibi yazmaya
devam ediyor. Hekimoğlu’nun Timaş Yayınları’ndan
yeni bir seri kitabı çıktı. 10 cep kitabından
oluşan dizide iman esasları Hekimoğlu’nun akıcı
ve sade üslubuyla akla ve mantığa yatan
örneklerle anlatılıyor.

Hekimoğlu, bu kitapları yazma sebebinin, ‘iman
ettikleri esaslar hakkında bilgi sahibi
olmadıkları için en ufak soruda şaşıran ve
umutsuzluğa kapılan Müslümanlar’ olduğunu
söylüyor. Her türlü olumsuzluğu, ilim ve
teknolojide ilerleyemememizi, toplumsal düzende
geri oluşumuzu ve hatta ahlaksızlıkları dine
bağlayan bu Müslümanların dinini tanımadığını
vurgulayan Hekimoğlu, neden inandığını ve neye
inandığını bilmemenin imanda eksikliğe sebep
olduğunu anlatıyor. Hekimoğlu; “Eskiden dalalet
cehaletten geliyordu, insanlar bilmedikleri için
şaşırıyorlardı. Ama bugün dalalet ilim ve fenden
geliyor. İnsanlar (İslam’ın modern ilmin her
sorusuna cevap veremiyor) iddiasındalar. Hâlbuki
veriyor da onlar verdiğini bilmiyorlar. Bunun da
farkında değiller.” diyor.
Hekimoğlu insanların inandıkları dinle ilgili ya
da herhangi bir konuda Kur’an’ın cevap verip
vermediği hakkında bilgi sahibi olmadıkları
için; İslam’ı modern zamana uymadığı ve her
konuda cevap vermediği için eleştirdiğini
söylüyor. Müslümanların dinleri hakkındaki
bilgileri “kulaktan dolma” ya da “kültür
Müslümanlığı” diye adlandırılabilecek
bilgilerden ibaret. Hekimoğlu İsmail’in her biri
100 sayfadan oluşan cep kitaplarını okuyunca
‘neye neden iman ettiğimiz’ konusunda ne kadar
da yetersiz bilgiye sahip olduğunuzu fark
edebilirsiniz. İnsanlar İslam hakkında bilgi
sahibi olmadan hüküm sahibi oluyor ya da en ufak
eleştiride cevap veremediği için umutsuzluğa
kapılıyor. Hekimoğlu da yazdığı bu kitaplarda
bunu vurguluyor.
Hekimoğlu, “Geçen gün bir gazetede okudum:
(İslamiyet modern bilimin sorularına
cevap
veremiyor) diye yazıyordu. Hâlbuki veriyor.
İslam modern ilmin her sorusuna cevap veriyor.
Birincisi bu. İkincisi de insanların bu devirde
itikadı sarsılmış. Eskiden dalalet cehaletten
geliyordu. Adam bilmiyordu, inkâr ediyordu. Ama
bugün dalalet ilim ve fenden geliyor. Ben
havacıyım. Uçakların bakımını yapıyoruz.
Arkadaşlar dedi ki: ‘Medeniyet budur. Gâvurlar
uçak yapıyorken bizim mollalar aspirin
yapamıyor.’ Tabii bu çok yanlış bir düşünce.
Dedim: ‘Arkadaşlar uçak füze yapanları tebrik
ederiz. Ama sinek de bir uçaktır, dünya da bir
uçaktır. Sineğin küçücük kafasına bilgisayar
yerleştirilmiş. Bunun yakıtı nerede, bakımcısı
nerede? Ama sinekler uçuyor. Biz sineği ve
dünyayı uçak gibi yaratan Allah’a iman edeceğiz.
Uçaklarımızı da kullanacağız. Doğru olan budur.
Bu teknolojinin içine girdik diye inkâr etmeye
gerek yok. Mesela bilgisayar insanın beynidir.
İnsanın beyni hem bilgisayar yapıyor hem de
bilgisayarı programlıyor. Beyni, bilgisayardan
üstündür. Onu yaratan Allah’tır.’ Bu şekilde
anlatınca baktım hoşlarına gidiyor ve hatta
‘İslamiyet böyle anlatılmalı.’ diyorlar. Hâlbuki
biraz önce inkâra gidiyorlardı, şimdi ise ‘Bak
sen ne güzel anlatıyorsun.’ diyorlar. İşte bu
yayınlar bunun devamı.” diyor.
02.10.2005
GÜLİZAR BAKİ
http://www.zaman.com.tr/?bl=turkuaz&alt=kitap&trh=20051003&hn=215437 |